"... Ama hepimiz için, şu an bile, bir sonraki cümle var ve o cümle belki de nihayet söylemek istediğimizi söyleyen cümledir. Kısır günlerde o cümleyi düşünüp, yarın ola hayır ola, deyip uykuya dalarız."
*****
Yazarken kaymalısın. Sözcükler pürüzlü ve bulanık olabilirler, ama keyifli bir şekilde kayıp gidiyorlarsa duyulan hazla ışıldarlar. Özenle yazmak ölümcüldür. Sözcüklerle kaya parçalan veya yenecek lokmalarmış gibi oynamakta Sherwood Anderson'un üstüne yoktu bence. Sözcükleri kağıda resmederdi. Ve öyle basittirler ki ışık patlamaları hissedersiniz; kapılar açılır, duvarlar kayar. Halıları, ayakkabıları, parmakları görürsünüz sayfada., sözün ustasıydı. Harikuladeydi. Ama Sherwood'un sözcükleri mermi gibidirler de. Onu okurken birden yere serilebilirsiniz. Uzun lafın kısası Sherwood işi biliyordu. Sezgileri güçlüydü. Hemingway yazıyı fazla ciddiye almıştı. Onu okurken ne kadar emek sarf ettiğini görebilirsiniz. Anderson ciddi bir şeyden söz ederken gülmeyi de bilirdi. Hemingway hiç bilmedi gülmeyi. Sabahın altısında ayakta yazan birinin mizah duygusu olamaz.
Charles Bukowski
14 Ekim 2009 Çarşamba
Enis Batur, Kütüphane / Bir Başka - Labirent Öyküsü
".....Şüphesiz bana deneyimlerimin sağladığı bir sigorta bilgisi var; nereye gidersem gideyim, kitapçıların ya da kütüphanelerin bulvarları, evden bulunduğum yere uzanan sokaklarla kesişecek, biri nasılsa öbürüne çıkacak. Beni yatıştırmak için, kitaplara zihnimden dokunma durumunun doğması yeterli: Onlari elime alamasam, sayfalarini karıştırmasam da olur. Işığı yanan bir pencerenin yanindaki duvara kurulmuş raflar rahatlatır içimi: Yabanci bir kentte, geceyarısı sessiz, ara sokaklarda yürürken karşıma çıkacak bu görüntü, kabileden birinin yanından geçtiğim bilgisi, gövdemin ısısını korumasina yeter."Enis Batur, Kütüphane / Bir Başka - Labirent Öyküsü
Jack Kerouac,Yolda..

"Çünkü benim için yalnız çılgın insanlar önemlidir, yaşamak için çıldıranlar, konuşmak için çıldıranlar, kurtarılmak için çıldıranlar, aynı anda her şeyi birden arzulayanlar, hiç esnemeyen, beylik laflar etmeyen, yıldızların arasında örümcekler çizerek patlayan ve en ortalarındaki mavi ışığı görenlere, ‘vay canına’ dedirten o muhteşem sarı maytaplar gibi yanan, yanan, yanan insanlar.”
...
“Senin yolun hangisi oğlum? Mübareklerin yolu mu, delilerin yolu mu, gökkuşağının yolu mu, süs balıklarının yolu mu, yoksa her yol mu? Herkes için her yerde bir yol var nasılsa. Kim nerde nasıl?”
Jack Kerouac,Yolda..
Ece Temelkuran-Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita..
"Sen bir rota çizmiş olsan da kesinkes, yolun hep bir planı vardır senin hakkında. Yolları yolculuk, yola çıkanı yolcu yapan budur. Aldanmazsan, kapılmaz ve yanılmazsan varamazsın yolun gideceği yere. Yolculuğun gizi budur: Kaybetmezsen yolunu bulamazsın aslında.
Bir soru'n olmalı mutlaka. O soruyu sormalısın, kimsenin anlamadığı bir dilde konuşan ve hep aynı cümleyi tekrar eden bir derviş gibi döne döne aynı soruyu sormalısın. Cevap, başlangıçta tahmin ettiğinden ne kadar uzakta ise gerçeğe o kadar yakındır. Sarsılmamışsan, soru'nu kaybetmekten korkmuşsan, hiçbir yere gitmemişsindir aslında.
Düzenin bozulmalı. Evden çıkmak budur aslında. Yolculuk, bir düşmek ve kalkmak meselesidir. Eve yaralarla dönülmüyorsa hiç gidilmemiştir...
Sadece uzaklardan gelenler bilirler evlerinin kokusunu. Yollara, evlerimizi anlamak için çıkılır. Fakat yolda bulduğun cevaplar eve geldiğinde, yakalanmış kelebeğin renklerinin sönmesi gibi parça parça dağılır. Yola ait cümleler, yazıktır ki hep yolda kalır. Onlar, yolun cevaplarıdır. Döndüğünde anlatacağın hep biraz renksiz bir hikayedir. Cevaplar, suyun altında çok renkli görünen ama sudan çıkıp kuruduğunda renkleri sönen çakıl taşları gibidir. Bu, sana böyle gelir. Oysa yeni çocukların yeni yollara çıkması için o çakıl taşlarını getirmek, sözün büyülü suyuyla yeniden ıslatmak, renklerini yeniden canlandırmak gerekir.
Göz doyar mı? Ne kadar görse, doyar? Bazı gözlerin ne görse öğüten bir bakışı vardır; doymaz kapanana kadar. Akıl kaç soruyu cevapladığında soru sormaz artık? Belki akıl, cevapladıkça çoğaltır soruları. Kaç yüz gördüğünde görmüş olursun bütün yüzleri? Kaç tanışma sona erdirir şaşırmayı? Göğüs ne zaman sonuna kadar dolmuş olur aldığı nefeslerden? Son nefesini verdiğinde mi?..
Bazısı insanların, durulmadan ölür. Kimisi yosun tutmaz hiç. Dünya ve insanlık, o insanların hayalleriyle iyileşir."
Ece Temelkuran-Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita..
Bir soru'n olmalı mutlaka. O soruyu sormalısın, kimsenin anlamadığı bir dilde konuşan ve hep aynı cümleyi tekrar eden bir derviş gibi döne döne aynı soruyu sormalısın. Cevap, başlangıçta tahmin ettiğinden ne kadar uzakta ise gerçeğe o kadar yakındır. Sarsılmamışsan, soru'nu kaybetmekten korkmuşsan, hiçbir yere gitmemişsindir aslında.
Düzenin bozulmalı. Evden çıkmak budur aslında. Yolculuk, bir düşmek ve kalkmak meselesidir. Eve yaralarla dönülmüyorsa hiç gidilmemiştir...
Sadece uzaklardan gelenler bilirler evlerinin kokusunu. Yollara, evlerimizi anlamak için çıkılır. Fakat yolda bulduğun cevaplar eve geldiğinde, yakalanmış kelebeğin renklerinin sönmesi gibi parça parça dağılır. Yola ait cümleler, yazıktır ki hep yolda kalır. Onlar, yolun cevaplarıdır. Döndüğünde anlatacağın hep biraz renksiz bir hikayedir. Cevaplar, suyun altında çok renkli görünen ama sudan çıkıp kuruduğunda renkleri sönen çakıl taşları gibidir. Bu, sana böyle gelir. Oysa yeni çocukların yeni yollara çıkması için o çakıl taşlarını getirmek, sözün büyülü suyuyla yeniden ıslatmak, renklerini yeniden canlandırmak gerekir.
Göz doyar mı? Ne kadar görse, doyar? Bazı gözlerin ne görse öğüten bir bakışı vardır; doymaz kapanana kadar. Akıl kaç soruyu cevapladığında soru sormaz artık? Belki akıl, cevapladıkça çoğaltır soruları. Kaç yüz gördüğünde görmüş olursun bütün yüzleri? Kaç tanışma sona erdirir şaşırmayı? Göğüs ne zaman sonuna kadar dolmuş olur aldığı nefeslerden? Son nefesini verdiğinde mi?..
Bazısı insanların, durulmadan ölür. Kimisi yosun tutmaz hiç. Dünya ve insanlık, o insanların hayalleriyle iyileşir."
Ece Temelkuran-Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita..
Chuck Palahniuk, Gösteri Peygamberi..

Kızı sakinleştirmek ve dinlenmesini sağlamak için balığımın hikayesini anlatıyorum. Bu ömür boyu sahip olduğum altı yüz kırk birinci balık. Tanrının yarattığı başka bir canlıya bakmayı ve sevmeyi öğrenmem için ailem yıllar önce ilk balığımı almıştı. Sahip olduğum altı yüz kırk balıktan sonra öğrendiğim tek şey, insanın sevdiği her şeyin bir gün öleceği oldu. O özel kişiyle karşılaştığın ilk anda, onun bir gün ölüp toprağın altına gireceğine emin olabilirsin.
Chuck Palahniuk, Gösteri Peygamberi..
02 Ekim 2009 Cuma
Gaia Cuatro-Udin (2008)

Gaia Cuatro-buschini - Hua Yhongo
Gaia Cuatro-buschini - La Chusma
Gaia Cuatro-di giusto - Como Lo Veo
Gaia Cuatro-di giusto - Contra
Gaia Cuatro-di giusto - Despues
Gaia Cuatro-di giusto - Gaia
Gaia Cuatro-di giusto - Habanera
Gaia Cuatro-kaneko - Dos Lunas
Gaia Cuatro-kaneko - Waltz For Camel
http://rapidshare.com/files/287778372/Gaia_Cuatro-Udin.rar
Gaia Cuatro-Gaia (2006)

Gaia Cuatro - Endeveras
Gaia Cuatro - La Suspendida
Gaia Cuatro - Primero
Gaia Cuatro - Revuelta
Gaia Cuatro - Tardío
Gaia Cuatro - Vision Of Time
http://rapidshare.com/files/287767859/Gaia_Cuatro-2006-Gaia_Cuatro.rar
Sone 15..

düşünüyorum da, dünyada büyüyen ne varsa,
bir an tutunabiliyor yetkinlik noktasında;
şu koca sahnede sergilenen tüm oyunlarsa,
gizliden gizliye hep yıldızların etkisinde.
bakıyorumda, bitkiler gibi çoğalıyor insanlar,
aynı gökten açılıyor ya da kapanıyor yolları;
gençlikte kabarıyor, inişe geçince sönüyorlar,
silinmeye başlıyor akıllardan gösterişli günleri.
o görkemli gençliğin geliyor gözlerimin önüne;
savruk zaman belki çöküşle tartışmaya girdi bile,
gençlik gününü, karanlık geceye döndürsek mi diye.
Ama sevgin uğruna zamanla savaşu sürdüren ben,
yeniden aşılıyorum sana, o ne götürse senden..
William Shakespeare
Musette Guitars - Souvenir de Django (2004)

01 Indifference
02 Reve Bohemien
03 Chez Jacquet
04 Montagne Sainte-Genevieve
05 Kleine Harmonika
06 Souvenir De DJango
07 Snoopy
08 Soir De Dispute
09 Flambee Montalbanaise
10 Swing Valse
11 Dolores
12 Mysterieuse
http://rapidshare.com/files/287655398/Musette_Guitars_-_Souvenir_de_Django__2004_.rar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








