09 Şubat 2010 Salı

mimlendim bende:)

[kar.jpg]

Bundan uzun bir süre önce sevgili kitapkurduyumben arkadaşım tarafından mimlenmiştim. Mimleyeli uzun zaman oldu kusura bakmasın ancak şimdi cevaplayabiliyorum:) ve teşekkür ediyorum

Hakkımda 7 bilinmeyen..


1-Hastalandığım zaman canım kesinlikle puding ister çocukluğumdan beri gelen bir şey bu :)
Kimi zamanda kuruyemiş..

2-Kitap almadan önce mutlaka son sayfasından 2-3 cümle okurum..
bunu yapmak istemem ama engel olamam kendime, aynı şey filmler içinde geçerli..
filmin sonunda da hıı demek böyleeee derim bir daha bakmayacağım derim ama boşa tutamam kendimi :) Bir de kitapçılara gittiğim zaman dergilere yaklaşıp sayfaları açıp koklarım çok hoşuma gidiyor dergi kokusu.. Hepsi kokmuyor ama sanırım anlamışsınızdır hangi kokuyu kast ettiğimi:)

3-Dişlerimi günde en az 3 kere fırçalarım. Eskiden bu üç sekizdi ( :P ) biliyorum biliyorum yok böyle birşey diyorsunuz ama ben çocuken reklamda elma kullanırlar ya dişlerin ne kadar sağlam olduklarını göstermek için.. Tutup 1 kilo elma yerdim sonra karın ağrısı..tabi artık aştım bu bağımlılığımı :)

4-Açık havada üşümeyi severim.. Rüzgar çıktığı zaman o rüzgarı hissetmek çok hoşuma gider.. Hele saçlarımın savrulması falan :P
şaka şaka:)

5-Çooook uzun zaman önce en iyi çocukluk arkadaşım kamilla ile birlikte evden kaçmıştık.. Bulunduğumuzda 2 polis arabası tüm mahalle sokakta..
Ne günlerdi :)

6-Uyurken yastığın ısınmasına dayanamıyorum nedense hemen diğer tarafını çeviriyorum..

7-Kendi kendime uydurmasyon korece konuşmak çok eğlendiriyor beni :) Hele şaşkın şakın bakmaları yok mu filmler de(:

8-Opera söylemeye yeteneğim yok biliyorum ama yine de özellikle babama opera söylemek çok hoşuma gidiyor.. Yazık yahu adamcağıza katlanıyor bana :)

9-Annemin gençliğinde giydiği kazakları ve ceketleri giymek çok hoşuma gidiyor bu gün bile annemin kazağı ve anneannemin şalı ile geldim iş yerine:)

İşte böyle arkadaşlar biliyorum başlık 7 ama ben 9 tane yazdım :) Soru da en ilginç özelliklerinizdi ama diğer bloglardaki yorumları okuyunca bilinmeyen 7 diye görünce böyle cevapladım pek ilginç özelliklerim de yoktur:)

Öyle işte :)

Camille-Le Festin



Les rêves des amoureux sont comme le bon vin
Ils donnent de la joie ou bien du chagrin
Affaibli par la faim je suis malheureux
Volant en chemin tout ce que je peux
Car rien n'est gratuit dans la vie

Éspoire est un plât bien trop vite consommé
À sauter les repas je suis habitué
Un voleur, solitaire, est triste à nourrir
À nous, je suis amer, je veux réussir
Car rien n'est gratuit dans la vie

Jamais on ne redira
Que la course aux étoiles, ça n'est pas pour moi
Laisser-moi vous émerveillez, prendre mon envol
Nous allons enfin nous réga... ler

La fête va enfin commencer
Et sortez les bouteilles, finis les ennuis
Je dresse la table, demain nouvelle vie
Je suis heureux à l'idée de ce nouveau destin
Une vie à me cacher, et puis libre enfin
Le festin est sur mon chemin
Une vie à me cacher et puis libre enfin
Le festin est sur mon chemin

http://rapidshare.com/files/348090135/Camille-Le_Festin.mp3

06 Şubat 2010 Cumartesi

Camille- Paris



Finis les balades le long du canal
les escalers des cartes postales
c'est fini, Paris
c'est décidé, je me barre
finis le ciel gris, les matins moroses,
on dit qu'á Toulouse les briques sont roses
oh lá-bas, Paris, les briques sont roses.

Paris, tu paries, Paris, que je te quitte
que je change de cap, de capitale
Paris, tu paries, Paris, que je tequitte
je te plaque sur tes trottoirs sales

Je connais trop ta bouche, bouche de métro
les bateaux muche et la couleur de l'eau
c'est fini, Paris, je les connais trop
ici je m'ennuie, méme quand vient la nuit
on dit que Séville s'éveille á minuit
lá-bas, Paris, la ville s'évellie á minuit

Paris, tu paries, Paris, que je te quitte
que je change de cap, de capitale
Paris, tu paries, Paris, que je tequitte
je te plaque sur tes trottoirs sales

Paris, tu paries, Paris, que je te quitte
que je change de cap, de capitale
Paris, tu paries, Paris, que je tequitte
je te plaque sur tes trottoirs sales

á Toulouse il a plu, á Séville j'ai trop bu
á Rio j'ai ez le mal du pays
oh pari perdu, je retourne vivre á Paris

http://rapidshare.com/files/346645946/Camille-_Paris.mp3



Jonas Ranum Brandt..



Jonas Ranum Brandt..



Jonas Ranum Brandt..




Jonas Ranum Brandt..

04 Şubat 2010 Perşembe

Seven Pounds (2008)



http://www.imdb.com/title/tt0814314/


Bence diğer drama filmlerine benzemiyor "Seven Pounds".. Başlarda ne olduğunu anlayamıyorsunuz..
Biraz karmaşık ve çok ağır illerliyor..
Ben ( W.Smith) Sepeb olduğu kaza yüzünden karısı ile birlikte 7 kişinin ölümüne sebep oluyor.. Bu yüzden kendini insanlara yardım edemeye adamıştır..
Filmin ilk başlarında bunu anlayamıyorsunuz.. Bir yandan görme engelli birini telefonda rencide ediyor bir yandan bir kadına ve 2 çocuğuna evini veriyor.. Bir yandan huzur evindeki birine yardım ediyor...
Çok sonra nedeninin bu olduğu anlaşılıyor sonra aşık oluyor kalp hastası bir kıza.. Ona da kalbini veriyor... Etrafımda çok sıkıcı bulanlar oldu beğenmeyenlerde az sabretseler oysaki anlayacaklardı nedenini :)
Finali izlemeye değer Özellikle deniz anası ile olan sahne..
kısacası drama severseniz izleyebilirsiniz çok ağır illerliyor ama olsun W.Smith'in oyunculuğu muhteşem..

The Pursuit of Happyness (2006)



http://www.imdb.com/title/tt0454921/

İzlediğim en güzel uyarlama filmlerinden bir tanesi "umudunu yitirme"...
İnsanın hayatla mücadelesini çok gerçekçi bir şekilde gösterirken hayatın ne kadar adaletsiz davrandığını da gösteriyor..
filmde bir çok sahne beni etkiledi ama en çok etkilendiğim oğuluyla birlikte tuvallette kaldığı sahneydi ve bunu oyuna dönüştürmesi..
İzleyenler ne demek istediğimi anlamışlardır izlemeyen arkadaşlara da bu uyarlama başarı filmini öneririm..

Little Miss Sunshine (2006)



http://www.imdb.com/title/tt0449059/

Başrolünde eski bir volkswagen minibüs var. Ülkenin bir tarafından diger tarafına çıkılan yolculuk...
Ailenin kızının rüyalarını ''little miss sunshine'' adlı çocuk yıldız yarışmasına katılmak süslüyor. Baba, tutturamamış bir kaybedenler kulubü üyesi.
Anne ''dogrucu' bir savaşcı.
Proust uzmanı romantik 'gay'dayı, özel hayatının hayal kırıklıgıyla başa çıkmaya çalışıyor. Nietzche hayranı ağabey konuşmamaya kararlı. Sessizlik yemini etmiş ve jet pilotu olmak istiyor. Eski çiçek çocuğu bilge büyükbaba ise uyuşturucu bagımlısı.
Aile amerikan rüyasını dışardan seyrediyor. sarı VW minibüs yarışmanın yapolacağı yere doğru yol alırken aile içi ilişkiler, çatışmalar ve gelişmeler yolculuğa eşlik ediyor. Amerika hep aynılılıkla dolu. Yabancılaşmış basit insanlar. Herkes yüzeyselliği dibine kadar yaşıyor ve farklı olup 'KENDİN OLMAK' demode bir olgu. çogu insan oldukça vasat. Sapkınlık ve bayağılık tv şovlarından bütün snıfların kanına girmiş. Toplumun büyük bir kısmını oluşturan sıradan amerikalı tamamen arızalı. Bizim aile ise bambaşka. en azından kendileri olmayı başarıyorlar. çirkin olmayı, zayıf olmayı, aykırı olmayı, şişman olmayı, degişmeden hep öyle kalmayı...

Çok tatlı bir film Little Miss Sunshine aslında denememenin başarsızlık olduğunu anlatmaya çalışıyor..
İzlemenizi tavsiye ederim :)

03 Şubat 2010 Çarşamba



"yaşamın bir saati bile yaşanılmış hayattır"

29 Ocak 2010 Cuma

Halife Leyla'ya dedi:

" O, sen misin?
Mecnun senden dolayı mı perişan oldu
ve kendini kaybetti?
Sen diğer güzellerden üstün değilsin! "


Leyla dedi:
" Sus! Zira sen Mecnun değilsin "

(Mesnevi,Mevlana. 408-409.beyitler )